Google'ın Değişen Misyonu
New York Times gazetesi dünkü yazısında Google ile ilgili son derece enteresan bir analize yer vermiş. David Carr imzalı yazıda gelirlerinin %96'sını reklamcılık alanından elde eden Google'ın aynı zamanda NBA ile anlaşma yolundaki bir video servisine ve kendine ait bir film stüdyosuna sahip olmasına değiniliyor. Firmanın bununla birlikte tüm dünyadaki yayıncılar ve içerik sahiplerini hedef alan tak çalıştır özelliğine sahip bir üyelik hizmeti geliştirmekte olduğunun da altı çiziliyor.
New York Times gazetesinde yer alan bir haber, Google'ın misyonunda yaşanan evrimi gözler önüne seriyor. Firmanın sadece bir arama motoru olduğu zamanlardan başlayıp şimdi sahip olduğu devasa haline vurgu yapan haberde bu süreç içerisinde firma misyonunun da benzer bir biçimde evrilmesi işleniyor.
New York Times gazetesi dünkü yazısında Google ile ilgili son derece enteresan bir analize yer vermiş. David Carr imzalı yazıda gelirlerinin %96'sını reklamcılık alanından elde eden Google'ın aynı zamanda NBA ile anlaşma yolundaki bir video servisine ve kendine ait bir film stüdyosuna sahip olmasına değiniliyor. Firmanın bununla birlikte tüm dünyadaki yayıncılar ve içerik sahiplerini hedef alan tak çalıştır özelliğine sahip bir üyelik hizmeti geliştirmekte olduğunun da altı çiziliyor.
David Carr yazdığı makalede Google çalışanlarının hangi mevkide olurlarsa olsunlar sürekli olarak Google'ın bir medya firması olmayıp sadece içerik yönetimi ve organizasyonu işinde olduğunu tekrarladıklarını belirtiyor. Ancak firma yeni sulara yelken açtıkça bu ayrımı yapmak oldukça zorlaşıyor.
Carr yazısında buna örnek olarak firmanın Şubat ayında duyurduğu One Pass adlı abonelik sistemini göstermekte. Söz konusu serviste tüketiciler Web üzerinden tek bir tıklama ile profesyonel olarak belirli konularda hazırlanmış haber ve bilgileri satın alabilmekteler. Firmanın Honeycomb yazılımını destekleyen cihazlar için de yeni-medya tüketimi ön plana çıkıyor. Bir diğer örnek ise video paylaşım sitesi olan YouTube'de yaşanan değişim. Önceleri sadece ücretsiz abonelik yönetmi ile video paylaşımı olanağı sağlayan site, şimdilerde “Eğlence”, “Haber ve Politika”, “Spor” gibi farklı başlıklarda yayın yapan kanallara bölünmeye başladı. Hatta bu kanallar arasında en popüler yayınlardan birisini El Cezire'nin İngilizce kanalı yapmakta.
Yine YouTube'ün NBA ve NHL ligleri ile canlı ve banttan spor müsabakası yayını konularında görüşüyor olması, “sadece içerik yönetiyoruz” mantığının biraz ötesine geçen bir yaklaşım. Carr'ın yazısında bahsettiği duyumlardan birisine göre de Google belli ünlü isimlere özel birer YouTube kanalı açmaları için 100 milyon Dolar civarında bir bütçe ayırmış.
New York Times, söz konusu makalede çok ilginç bir noktaya parmak basıyor. Google'ın geleneksel medya firmalarını sektörde tutabilmek için kayda değer bir emek ve para harcadığını yazan Carr bunun sebebini ise kısmen de olsa Google'ın arama motorunu makine üretimi spam içerik veya amatör içerik yerine profesyonel hazırlanmış içerikle zenginleştirmek istemesine bağlıyor. Sonuçta Google'ın sergilediği arama sonuçları ne denli kaliteliyse firmanın kalitesi de o denli öne çıkmış oluyor.
New York Times'ın 20 Mart 2011 tarihinde David Carr imzasıyla çıkan Google makalesi oldukça kapsamlı bir değerlendirme yazısı izlenimi veriyor. Firmanın arama motoru işinden farklı alanlara sıçraması ve misyonunda yaşanan evrim makalede oldukça başarılı bir biçimde işlenmiş gibi gözükmekte.
New York Times gazetesinde yer alan bir haber, Google'ın misyonunda yaşanan evrimi gözler önüne seriyor. Firmanın sadece bir arama motoru olduğu zamanlardan başlayıp şimdi sahip olduğu devasa haline vurgu yapan haberde bu süreç içerisinde firma misyonunun da benzer bir biçimde evrilmesi işleniyor.
New York Times gazetesi dünkü yazısında Google ile ilgili son derece enteresan bir analize yer vermiş. David Carr imzalı yazıda gelirlerinin %96'sını reklamcılık alanından elde eden Google'ın aynı zamanda NBA ile anlaşma yolundaki bir video servisine ve kendine ait bir film stüdyosuna sahip olmasına değiniliyor. Firmanın bununla birlikte tüm dünyadaki yayıncılar ve içerik sahiplerini hedef alan tak çalıştır özelliğine sahip bir üyelik hizmeti geliştirmekte olduğunun da altı çiziliyor.
David Carr yazdığı makalede Google çalışanlarının hangi mevkide olurlarsa olsunlar sürekli olarak Google'ın bir medya firması olmayıp sadece içerik yönetimi ve organizasyonu işinde olduğunu tekrarladıklarını belirtiyor. Ancak firma yeni sulara yelken açtıkça bu ayrımı yapmak oldukça zorlaşıyor.
Carr yazısında buna örnek olarak firmanın Şubat ayında duyurduğu One Pass adlı abonelik sistemini göstermekte. Söz konusu serviste tüketiciler Web üzerinden tek bir tıklama ile profesyonel olarak belirli konularda hazırlanmış haber ve bilgileri satın alabilmekteler. Firmanın Honeycomb yazılımını destekleyen cihazlar için de yeni-medya tüketimi ön plana çıkıyor. Bir diğer örnek ise video paylaşım sitesi olan YouTube'de yaşanan değişim. Önceleri sadece ücretsiz abonelik yönetmi ile video paylaşımı olanağı sağlayan site, şimdilerde “Eğlence”, “Haber ve Politika”, “Spor” gibi farklı başlıklarda yayın yapan kanallara bölünmeye başladı. Hatta bu kanallar arasında en popüler yayınlardan birisini El Cezire'nin İngilizce kanalı yapmakta.
Yine YouTube'ün NBA ve NHL ligleri ile canlı ve banttan spor müsabakası yayını konularında görüşüyor olması, “sadece içerik yönetiyoruz” mantığının biraz ötesine geçen bir yaklaşım. Carr'ın yazısında bahsettiği duyumlardan birisine göre de Google belli ünlü isimlere özel birer YouTube kanalı açmaları için 100 milyon Dolar civarında bir bütçe ayırmış.
New York Times, söz konusu makalede çok ilginç bir noktaya parmak basıyor. Google'ın geleneksel medya firmalarını sektörde tutabilmek için kayda değer bir emek ve para harcadığını yazan Carr bunun sebebini ise kısmen de olsa Google'ın arama motorunu makine üretimi spam içerik veya amatör içerik yerine profesyonel hazırlanmış içerikle zenginleştirmek istemesine bağlıyor. Sonuçta Google'ın sergilediği arama sonuçları ne denli kaliteliyse firmanın kalitesi de o denli öne çıkmış oluyor.
New York Times'ın 20 Mart 2011 tarihinde David Carr imzasıyla çıkan Google makalesi oldukça kapsamlı bir değerlendirme yazısı izlenimi veriyor. Firmanın arama motoru işinden farklı alanlara sıçraması ve misyonunda yaşanan evrim makalede oldukça başarılı bir biçimde işlenmiş gibi gözükmekte.
